Aşık Olmak Neden Korkutur?

Kestenberg Hareket Nedir?
Bebekte Sözel Olmayan Davranışlar Ne Anlama Gelir – 1
11 Şubat 2016
Terapistlerin odalarından ve deneyimlerinden kesitler
Terapistlerin Odalarından ve Deneyimlerinden Kesitler
18 Şubat 2016

“Sevgi insanın gücünden vazgeçmesi demektir.” –Milan Kundera-

Batı kültüründe, aşık olmak mutluluk verici bir şey olarak tanımlanır: iki kişi birbirini bulur ve sonsuza dek mutlu yaşarlar, hikaye biter. Bu hikayede her iki kişi için de yalnızlık, arzu ve bağlılık meseleleri sorun olmaktan çıkar. Bu hikaye, son derece büyüleyicidir. Fakat, günümüzde birçoğumuzun yaşadığı ilişkiler daha dolambaçlı olur. Çünkü aşık olmak sevdanın güçlü hislerini bilmeyi gerektirir ve aşka kulak verdiğimizde, duygusal anlamda yoğun şeylere maruz kalabilir ve kendimizi çaresiz hissedebiliriz.

 Aşka Düşmek ve İstemek

cupid-and-psyche-1793Ben “aşka düşmek” (longing) kelimesini biri için yanıp tutuşmak anlamında kullanıyorum; onun varlığını, dikkatini, ilgisini, bedenini ve ona dair birçok şeyi istemek… Maurice Sendak’ın Where The Wild Things Are adlı masal kitabında ve kitaptan uyarlanan filmde birini dayanılmaz şekilde isteme ve sevme halini “Seni o kadar çok seviyorum ki, sanırım seni yiyeceğim!” cümlesiyle anlatır.

Fiziksel, duygusal ve zihinsel açılardan istediğimiz gibi biriyle tanıştığımızda, koruyucu kabuğumuzda bir delik açılır. Cupid’in okunu düşünelim: Bu imge sevginin ani, beklenmeyen ve kendilikle acı verici birleşimini temsil eder. TS Eliot bu durumu ‘eskiden beri tanıyormuş hissi veren yüzlerle karşılaşmak’ olarak ifade eder. Onun güçlü ve etkili atfı, düzgün kişilerarası bağlılığı kolaylaştırmaya ve diğerine (sevilen kişiye) karşı duyulan çaresizliğini azaltmaya yardım eder.

Özlemek ve istemek, bize belirsiz sonuçlar ve çoğunlukla acı verici olarak duygular yükleyerek psişik derimizi inceltir (Cupid’in oku gibi). Sevme/özleme/isteme durumları bazen karşılık bulamayabilir. Hislerimiz karşılıklı olduğunda da çok sayıda engelleyici faktör (mesafe, din, ilişki durumu ile dengesizlik, güvensizlik ve yakın olma endişeleri gibi içsel dinamikler) -kendiliğinden- ortaya çıkabilir.

Bu İşten Ne Kazanılır/Kaybedilir?

breakup-illustration-whole-in-body

Aşk acısı bu işteki tehlikedir. Ve müthiş derecede korkutucudur. Hal böyle olunca, kırılmaktan korktuğu için ilişkiden kaçanların sayısı az değildir. Hepimiz sevdiği kişiye bağlanmaktan kaçınan veya “her ilişkinin sonu hüsrandır” diyen insanlar biliyoruzdur. Ve aşkın “aptallık”, “mantıksızlık”, “enerji ve zaman kaybı”, “gençlikte yaşanılan macera” tanımlarınıza aşinayızdır. Bunların hepsi anlaşılabilir şeylerdir, çünkü aşk acısı gerçekten tahrip edici olabilir. Fakat etrafımız aşkla sarılı olduğundan, aşktan kaçmak çok kolay olmaz. Bu yüzden meşguliyetimizin ifadesi her tarafa; filmlere, müziğe, edebiyata vb., yayılır.

Aşkın başında kendi kendimizi korumaya çalışsak da, kendimizi duygular kolonisine karşı savunmasız bulabiliriz: karşı konulamaz birine ümitsizce kapılabiliriz. Bu durum nasıl dünya üzerindeki birçok şeyden daha korkutucu olabilir? Düşüncesi bile tüyleri ürpertmeye yetiyor. Buna karşın aşk neşelendirir, yaşama parlaklık katar ve yaşamı daha anlamlı kılar. Bana göre  aşkın en temel noktası da bu; aşka inancımızı kaybetmeyişimiz hep bu yüzden…

 

Aşkta Neden ve Çözüm Aynı Şeyler Değildir.

OLYMPUS DIGITAL CAMERABiz insanoğulları, duygularımız üzerindeki (hayali) kontrolümüzü kaybetmek istemeyiz. Milan Kundera Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği adlı kitabında bu durumu şöyle tarif eder*:

Tereza aşkın doğuş anında neler olduğunu iyi bilirdi; kadın, ürkmüş, dehşete düşmüş ruhunu çağıran o sese direnemez; erkek ise ruhu kendi sesine karşılık veren kadına karşı koyamaz.

Yani, kendiliğimize, duygularımıza, düşüncelerimize söz geçiremediğimiz için aşık oluruz; aşık olduğumuz için kontrolü kaybetmeyiz. Reddetmesi ve inkar etmesi zor bir çekim gücü veya kurulu düzeni bozan ve belirsizliklerle dolu bir tarafa geçirmeye olan eğilimi nedeniyle aşk, çoğu kişi için korkutucudur. Korku, risk ve acı gibi yıpratıcı olabilecek özelliklerle neşe, merak ve coşku gibi canlılık katan özellikler paranın iki yüzü gibidir ve aşkın beraberinde gelen parçalardır. Hal böyleyken, aşktan kaçmak ve kendimizi birtakım güzelliklerden yoksun bırakmak pek de doğru olmaz.  Korkmaktan korkmak ve aşktan korkmak yerine, diğer olumlu ve olumsuz duygular gibi korkuya da kucak açarak yaşamımızı daha anlamlı kılabiliriz belki, ne dersiniz?

Uzm. Klinik Psikolog Cansu Torun

Çeviri: Ritter, M. (2016). Why Falling In Love Can So Scary. APSAA Blog. (http://www.apsa.org/content/blog-why-falling-love-can-be-so-scary)

*Benim eklemem: Kundera, M. (2014). Varolmanın dayanılmaz hafifliği. İletişim Yayınları.

Yazının kapak görselinin yer aldığı animasyon için tıklayınız

Facebook Yorumları
Cansu Torun
Cansu Torun
Psikodinamik yönelimi temel alan psikoterapi çalışmalarımı ofisimizde sürdürmekteyim; çocuklarla ve ergenlerle psikoterapi yapmakta, aileleriyle çalışmakta ve ebeveyn danışmanlığı vermekteyim. Ayrıca Eylül 2016’dan beri İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde kısmi zamanlı uzman psikolog olarak çalışmaktayım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.