Postpartum Depresyon Anneler ve Bebekleri Nasıl Etkiliyor?

Günüm Boşa Gitti
“Günüm Boşa Gitti.” Dememek İçin Yapılacak 8 Basit Şey
07 October 2012
Ilginç Psikolojik Bilgiler – 6
12 October 2012

 

Bu hafta Çocuk ve Ergen Değerlendirme dersimizde bahsedilen en ilgimi çeken konulardan biri anne depresyonunun çocuğun duygusal hayatını ve gelişimini nasıl etkilediğiydi. Bununla ilgili olarak hocamız yukarıdaki videodan izleyebileceğiniz, ilk olarak Harvard’lı araştırmacıların yaptığı Still-Face Mother Experiment (Donuk Yüzlü Anne Deneyi)’ni bize izletti.

(Eğer video açılmazsa youtube’a ‘still-face experiment’ yazarak bulabilirsiniz.)

Öncelikle bu videodaki bebeği biraz tanımlayalım:

Bebekleri mizaç (veya yaradılışta diyebiliriz) olarak 3 ana tipe ayırabiliriz:

Postpartum Depresyon

Reklamlarda oynayan o çok uslu bebek tipi ‘kolay bebek’ diye tanımlanır.

– Kolay (easy): Bu bebekler anneyle etkileşimde kolay, rahat, huysuzluk çıkarmayan, ağlarsa çabuk yatıştırılabilen, yeni ortamlara sorunsuz alışabilen bebekleri kapsıyor. Annelerin rahatlıkla restaurantlara götürebildiği, uçağa bindirebildiği, başkalarının kucağına verebildiği bebekler genelde kolay mizaçlı bebeklerdir. Bu videodaki bebek de kolay bir bebek olarak tanımlanabilir.

– Yavaş alışan (slow-to-warm-up): Bu bebekler anneden ayrıldıklarında hafif anksiyeteye kapılırlar ve ağlayabilirler. Annelerin onları yeni bir ortama soktuklarında yatıştırması ve alıştırması gerekir. Bu bebekler yeni birşeyle karşılaştıklarında ağlayan, ama anne veya bakıcının rahatlatmasıyla ağlamayı kesen ve duruma yavaş yavaş alışan bebeklerdir. Bebeklerin çoğunluğu yavaş alışan mizaca sahiplerdir.

– Zor (difficult): İşte uçak yolculuklarında yakınında oturmak istemediğiniz bebek tipi bu. Bu bebekler hem anneleriyle etkileşimlerinde hem de yabancılarla etkileşimlerde çabuk ağlayıp huzursuz davranabilirler. Yeni ortamlarda annelerin onları yatıştırması zordur, bazen bu saatler alabilir (Örneğin bebeğin enerjisi azalır, hafif uykulu hale geçer ve ağlamayı keser). Bu bebekler anneler için cidden zordur. Eğer anne özen ve fedakarlık göstermezse sonunda o da bebeğe karşı tavır alabilir ve aralarındaki etkileşim huzursuz ve gergin bir hal alabilir.

Dikkat edilmesi gereken bir nokta, bebeklerin mizacı anneyle (veya bakıcı) etkileşim sonucunda zamanla değişebilir. Birçok zor bebek fedakar anneyle etkileşim sonucunda yavaş alışan bebek/çocuk mizacına geçiş yapabilir. Birçok kolay mizaçlı bebek ise, ilgisiz ve/veya psikolojik sorunlu anneyle etkileşim sonucunda yavaş alışan hatta zor bebek/çocuk mizacına geçiş yapabilir.

Bu videoda gördüğünüz gibi anne başta bebeğiyle gayet cici bir etkileşimde bulunuyor. Bebek anneye ilgisini çeken şeyleri parmağıyla gösteriyor ve anne onun dikkatini verdiği yerleri takip ediyor. Ancak anne 2. kısımda donuk yüzle bebeğine baktığında bebek bunu ilk saniyede farkediyor. Gözleri açılıyor, yanlış birşeyler olduğunun farkına varıyor. Sonra annenin dikkatini çekmeye çalışıyor. Parmağıyla birşeye işaret ediyor, ama anne onun baktığı yere bakmayınca bu sefer bebek ajite olmaya başlıyor. Önce küçük bir çaresizlik çığlığı atıyor, ve hala annenin tepkisini alamayınca elleriyle yüzünü kapatıp ağlamaya başlıyor. Videodaki araştırmacı doktorun dediği gibi, annenin tepkisizliği bebek için ciddi bir huzursuzluk yaratıyor.

Postpartum Depresyon ve Zor Bebekler

Zor bebekler de annenin özverisiyle daha sakin bebekler haline gelebilirler.

Elbette bu videodaki örnek, araştırma gereği biraz ekstrem. Herhalde hiçbir anne çocuğu karşısında otururken bu kadar uzun süre hiçbirşey demeden donuk yüzle bakmıyordur. Ancak araştırma anne-bebek etkileşiminin bebeğin duygusal gelişimine olan etkisine dair önemli ipuçları veriyor. Örneğin, doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon) geçiren annelerin bebeklerine genel olarak ilgisizliği bebekte benzer, hatta sürekli olduğunda daha şiddetli anksiyete yaratabiliyor. Anne depresyondan uzun süre çıkamazsa bebekle anne arasındaki sağlıklı etkileşim tamamen zarar görüyor ve duygusal regülasyonu kendisi kontrol edebilmek için (ki bu oldukça sağlıksız) bebek defans mekanizmaları örebiliyor. Özellikle bebeklikte anneyle olan etkileşim zarar görmüşse bu gelecekte ciddi psikolojik sorunlara açabiliyor.

Annenin bebekle etkileşimindeki rolünün önemi ülkemizde de dikkate alınıp, depresyondan veya başka psikolojik sorunlardan muzdarip annelere gerekli destek mekanizmalarının sağlanması gerektiği ortada.

Bir de Postpartum Depresyon’u tanımlayalım:

Postpartum Depresyon

Postpartum depresyon (doğum sonrası depresyon) annelerin %5 ila %25 arasında bir oranı etkiliyor. Semptomları arasında uykusuzluk, uyku ve yemek düzeninin değişmesi, sinirlilik, ağlama hali ve anksiyete var. Ekonomik durumun kötü olması, çocuğa bakımda gereken desteklerin yetersiz olması (Örneğin, annenin yanında bir bakıcı veya bir akraba olmaması), babayla beraber yaşamama pospartum depresyon’u tetikleyen faktörlerden. Postpartum Depresyon’un biyolojik altaypısı tam olarak saptanamasa da, hamilelik ve doğum sonrası hormon değişiklikleri, vitamin eksikliği ve depresyona yatkınlık öne sürülen sebepler arasında.

Facebook Yorumları
Ayşe Canan Altındaş
Ayşe Canan Altındaş
Washington University'de Psikoloji ve Ekonomi lisansımı tamamladıktan sonra Türkiye'ye döndüm ve yurtdışı eğitim danışmanlığı sektöründe bir süre çalıştım. Bilgi Üniversitesi'nde Klinik Psikoloji Yüksek Lisansı'mı tamamladım. Şu anda İstanbul'daki ofisimizde uzman klinik psikolog olarak ve Amerika'ya üniversite ve yüksek lisans başvurularında 6 senelik tecrübemi kullanarak adaylara profesyonel eğitim danışmanlığı hizmeti sunmaktayım. Bana ulaşmak için lütfen sitenin sağ üst köşesindeki sosyal medya veya e-mail butonlarından birini kullanınız.

1 Comment

  1. Resham says:

    Ben çocuk kitapları hakkında bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Kök yayıncılıktan “kırmızı fili gördünüz mü?”. Bu çocuk kitabı, her ne kadar 0-3 yaşa hitap etse de bazen yetişkinlere de hitap ediyor. Çocuklara en az 100 kere okuduğumu ve yeniden okuduğumda onların sıkılmadığını görünce, bu kitabın gizemli bir tarafı olduğunu falan düşündüm. Tüm ebeveyinlere ve çocuk kalmış yetişkinlere bu kitabı hararetle öneriyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Sizi Haberdar Edelim

Subscribe to our mailing list

* indicates required